10 Kasım 2012 Cumartesi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920)

Ahmet Amiş Efendi (1807 - 9 Mayıs 1920)
  
Fatih Sultan Mehmed Han türbedarlarından ve Melami, Halveti Şabani, Nakşi Halidi yollarından irşat müsaadesine erişmiş ve üstelik bu yolların her birini ayrı şeyhlerden almış, zamanının kutbu'dur... İsmi, Ahmed Amiş olup,  Türbedar Ahmet Efendi isimleriyle de tanınır. 1807 de Tuna vilayetine bağlı Tırnova'da doğdu. 1920 de İstanbul'da vefat etti. Kabri Fatih Camii yanındaki kabristandadır.
  
Doğum yeri olan Tırnova'da ilk tahsilini gören Ahmet Amiş Efendi medrese tahsilini de orada tamamladı. Ahmet Amiş Efendi yirmi yaşına geldiği zaman Şabaniyye yolunun İbrahimiyye veya Kuşadaviyye kolunun kurucusu Kuşadalı İbrahim Efendinin Tırnova'ya naib olarak gönderdiği Ömer Halveti'ye intisab edip, talebe oldu. Senelerce Ömer Halveti'nin ilim meclislerinde ve sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. 1846 senesinde irşada yani insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatıp, talebe yetiştirmeye mezun oldu.
  
1853 Osmanlı-Rus yani Kırım harbine tabur imâmı olarak katıldı ve harpte üstün hizmetler gördü.
Harpten sonra memleketine döndü. Bir ara gördüğü bir rüya üzerine hocası Ömer Halvetî'nin izniyle İstanbul'a geldi. Kuşadalı İbrâhim Efendinin vefâtından sonra onun yerine geçen İstanbul-Fâtih Zeyrek civârındaki Çinili Hamamın sahibi Muhammed Tevfik Bosnevî Efendi ile görüşüp sohbetinde bulundu. Sonra tekrar Tırnova'ya dönerek bir hamam kirâladı ve Muhammed Tevfik Bosnevi gibi o da hamam işletmeye başladı. Bu sırada ayrıca Sıbyan Mektebi hocalığı da yapan Ahmed Amiş Efendi, Muhammed Tevfik Bosnevî'nin 1866 senesinde vefâtı üzerine tekrar İstanbul'a geldi. Muhammed Tevfik Bosnevî'nin önde gelen müridlerinden Üsküdarlı Hoca Ali Efendi, Rıfat Efendi, Üsküdar'da Nalçacı Dergâhı Şeyhi Mustafa Enver Bey, Kaşkar hükümeti temsilcisi Yâkub Han ve Fâtih türbedârıNiğdeli Bekîr Efendi ile sohbetlerde bulundu. Bir müddet sonra Tırnova'ya döndü, talebe yetiştirmek ve insanlara vâz ü nasihat etmekle meşgûl oldu.
  
1877 senesinde Tuna vilayetinin Osmanlılar elinden çıkması üzerine tekrar İstanbul'a geldi. Niğdeli Bekir Efendi'den Fatih türbedarlığını devraldı ve "Fatih Türbedarı" ünvanıyla anıldı.
  
1886 yılında Üsküp'te üçüncü devre Melamiliğinin piri Seyyid Muhammed Nurul Arabi ile görüştü. Seyyid Muhammed Nurul Arabi, Ahmed Amiş Efendi'ye "Teberrüken" icazet verdi. Ahmed Amiş Efendi, Seyyid Muhammed Nurul Arabi'den sonra zamanın en büyük melamisi olarak tanındı. Tarikatların merasim, adab ve erkanından uzak kalarak salikleri melametle irşad etti. Böyle yapmasına rağmen müridlerin melami adınını kullanmalarını yasaklardı. Kendisinden ders ve inabe isteğinde bulunanlara tevbe ve istiğfar etmelerini, Kuranı Kerim okumalarını söyleyen Ahmed Amiş Efendi müridlerini halvet, riyazet gibi bedeni mücadelelerle meşgul etmez, onların maneviyatını terbiye etmek için teveccühünü yeterli görürdü. "Mücahedatın, tasavvufi perhizlerin bir kısmını Kuşadalı kaldırdı, geri kalanını da ben kaldırdım." dediğini nakleden Sadık Vicdani, ona bir tarikat kurucusu nazarıyla bakılabileceğini söylemektedir. (Diyanet İslam Ansiklopedisi) *
     
Rumeli'nde mesleki Melameti intişar ettiren Hz. Pir Seyyid Muhammed Nur’ül Arabi'nin, Ahmet Amiş Efendi ile görüşmeleri şu suretle vaki olmuştur.
  
Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hazretleri Hakk’a yürümeden altı ay önce İstanbul’a geldiğinde, Ahmet Amiş Efendi kendisini onun ziyaret edeceğini ummuş ve hatta kalben istemiş. Ancak Nur’ül Arabi ziyaret etmeden gitmiştir. Ahmet Amiş Efendi bu durumdan Nur’ül Arabî’nin manevi mertebesinin yüksek olduğunu keşfen anlayınca Usturumca kasabasına gitmek arzusu içinde doğmuştur. Bu nedenle türbedeki arkadaşına bir hafta on gün kadar hava tebdiline gideceğini söylemiştir. O gün Sirkeci’ye indiğinde müridlerinden bir zata tesadüf etmiş ve nereye gideceği sorunca, Selanik’e gideceğini söylemiş, bunun üzerine müridi hemen bir bilet alarak kendisine takdim etmiş Ahmet Amiş Efendi'yi vapura bindirmiştir.
  
Rivayete göre daha vapurda bulunurken Seyyid Muhammed Nurul Arabi keşfen Türbedar'ın geleceğini bildiğinden her zaman bindiği hayvanını müridlerinden birisi ile Selanik'e göndermiş ve “Falan gün falan saatte şu şekilde şu şemailde vapurdan bir adam çıkacak onu al, bu hayvana bindir, sen de rikâbında (özengide) olduğun halde buraya getir" diye emreylemiştir.
  
Bu suretle Ahmet Amiş Efendi 1304 Rumi senesinde (1888) Usturumca kasabasına gidip Seyyid Muhammed Nur’ül Arabî'ye mülaki ve bir hafta kadar misafir olmuştur. Aralarında samimi muhabbetler ve konuşmalar olmuş ve bu arada Seyyid Muhammed Nurul Arabi altı ay sonra "Ben de sana misafir geleceğim" buyurmuştur? Bu sözün manasını yanındakiler anlayamamış, fakat Ahmet Amiş Efendi derhal anlamış ve memnunen dönmüştür. Seyyid Muhammed Nur’ül Arabî’nin bu sözden kasdettiği mana, altı ay sonra Hakk’a yürüyüşlerini ihbar ve ondan sonra da bu muazzam sırrı ruhinin idraki mealide "Kutbiyetin kendisine intikal edeceğini tebşirden ibarettir.”
    
Melamilerin ekseriyeti Seyyid Muhammed Nur’ül Arabi den sonra veraseti Muhammediyenin Hacı Ahmet Amiş Efendi'ye intikal ettiğine inanmaktadırlar... Hazreti Ahmet Amiş Efendi de melameti salikleriyle yalnız sohbet ve nazar ile teslik eder ve meratib telkin etmezlerdi. (Ahmed Amiş Efendi, İ. H. Altuntaş, Sayfa. 14-15)
  
Bir gün Eşref Efendi Ahmet Amiş Efendi Hazretlerini ziyaret etmek üzere Seyyid Abdülkadir Belhi'nin yanından ayrılırken, Hazret onu: " Eşref'im, Ahmet Amiş Efendi zamanın kutbu'dur." diyerek ikaz etmiş. Eşref Efendi'ye böyle nereden geldiğini soran Ahmet Amiş Efendi ise, onun Buhari Dergahı'ndan geldiğini öğrenince, hörmetle. " Eşref'im, Seyyid Abdülkadir Belhi Hazretleri zamanın kutbu'dur." demiş. (Üsküdar'ın Üç Sırlısı, A. Yüksel Özemre, Sayfa. 35)
     
Ahmed Amiş Efendi 9 Mayıs 1920 (1338) tarihinde 122 (?) yaşında iken İstanbul'da Hakk’a yürüdü. Cenaze namazını talebelerinden Abdülaziz Mecdî Efendi kıldırdı. Senelerce türbedarlığını yaptığı Fatih Sultan Mehmed Hanın türbesi yanındaki kabristana defnedildi. (Atatürk Kütüphanesi-İstanbul; Ahmed Amiş Efendi’nin hal tercümesi / Sami (ö. 1953 M.) Evrenesoğlu 92- O. Ergin Yazmaları OE_Yz_001858)
  
Ahmet Amiş Efendi Hazretleri, ufak yapılı, nur yüzlü, beyaz sakallı idi. Fatih haziresinde medfundur. Türbesi vardır. (VASSAF Osmanzade Hüseyin ve hzl. Prof.Dr. Mehmet AKKUŞ - Prof.Dr. Ali YILMAZ Sefine-i Evliya [Kitap]. – İstanbul : 2006, Cilt. IV, Sayfa. 155 -156)
        
Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.